Türkiye'de Isı Yalıtımı

İçerik 26.04.2013
Tüm dünya’da olduğu gibi gelişmekte olan ülkemizin, gerek nüfüs sayısındaki artış, gerekse de sanayide yapmış olduğu atılım sebebiyle; enerji ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır. 1990 yılında birincil enerji tüketimiz yaklaşık 53 Milyon TEP seviyesinde iken, 10 yıl gibi kısa bir zaman aralığında toplam enerji tüketimimiz %54 artarak 83 Milyon TEP mertebelerine ulaşmıştır. Ülkemizin sahip olduğu enerji kaynakları, sürekli artan enerji ihtiyaçlarına cevap verememektedir. 
 
Türkiye'nin enerji ihtiyacı, sanayileşme ve büyüme sürecinde her geçen gün biraz daha artarken, enerji üretimi bu artışı karşılayacak oranda artırılamamaktadır. 1990 - 2000 yılları arasında Türkiye'nin enerji tüketimi % 57 oranında artarken, enerji üretimi %9,4'lük bir oranda artmıştır. 1990 yılında Türkiye, enerji ihtiyacının %49'unu, 1995 yılında %43’ünü, kendi kaynaklarıyla karşılarken, 2000 yılında bu oran, % 34'e gerilemiştir. Herhangi bir önlem alınmadığı takdirde, 2000 yılında yapılan hesaplamalarla, yakın gelecekte, Türkiye'nin enerji ihtiyacının ancak % 25'ini kendi kaynaklarıyla karşılayabileceği yaklaşımında bulunulmuştur. Bu oranlar grafik 2’de gösterilmiştir. Yine yapılan tahminlere göre, 1999 yılında 29 milyon ton olan petrol ithalatının 2020 yılında 74 milyon tona, 12 milyar metreküp olan doğalgaz ithalatının ise 78.5 milyar metreküp'e yükseleceği belirtilmektedir.
 
Nüfus artışı ve teknolojinin enerji bağımlı olarak gelişerek hayatımıza girmesi bu enerji ihtiyaçlarının artmasına katkıda bulunmaktadır. Ülkemizdeki enerji tüketimi yönüyle bakıldığında “Konut” sektörünün önemli bir payı olduğu görülür. 1970 – 1998 yılları arasındaki Nihai Enerji tüketiminin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde; Konutlarda ve Sanayide kullanılan enerjinin; toplam enerji tüketiminin ortalama %70-75’i mertebesindedir. Dolayısıyla bu sektörlerde enerji verimliliğine öncelikli olarak önem verilmeli ve gerekli düzenlemeler yapılarak hayata geçirilmelidir.
 
Konutlarda tüketilen enerjinin yaklaşık %80’lik bölümü ısıtma amaçlı kullanılmaktadır. Isıtmanın yanı sıra dört mevsimi yaşayan ülkemizde soğutma ihtiyacı da gün geçtikçe artmaktadır. Konutlarda; kaybedilen veya kazanılan enerjinin büyüklüğü, ısıtma veya soğutma amacı ile tüketilen enerji miktarını belirlediğinden, enerji tasarrufu sağlamak için yaşadığımız mahallin ısı kaybı/kazancının azaltılması gerekir. Arsa maliyetleri ve kullanım alanları göz önüne alındığında yaşadığımız ekonomik koşullar yapı elemanları için; hem mümkün olduğu kadar az yer kaplayan, hem de ısı kayıp ve kazançlarının az olduğu tasarımları zorunlu kılmaktadır. Yapı bileşenleri üzerinden geçen ısıl enerji miktarını sınırlandırmak; ısı yalıtımı ve bina kabuğunda yalıtımlı doğrama ve camların kullanımı ile mümkündür. Hesaplamalar, etkin bir ısı yalıtımı ile yapılarda ortalama %50 enerji tasarruf edilebileceğini ortaya koymuştur. Buradan hareketle, binalarda doğru malzemeler ve doğru tasarımla yapılacak ısı yalıtımının, oldukça büyük miktarda enerjinin tasarruf edilmesine olanak vereceğini söyleyebiliriz. Enerjinin verimli kullanılmaması, çevre kirliliğine neden olurken doğal yaşamı da olumsuz etkilemektedir.
  
Türkiye’de de Dünya geneline benzer bir şekilde kullanılan enerjinin büyük kısmı fosil enerji kaynaklarından elde edilir. 2003 yılı verilerine göre, ülkemizde tüketilen enerji toplam miktarı göz önüne alındığında petrol %43’lük payı ile başı çekmektedir. Diğer fosil enerji kaynaklarından olan kömür ve doğalgaz toplam tüketim içerisinde %46’lık bir paya sahiptir. Buna karşın, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan hidrolik enerji ise %11’lik paya sahiptir. Binalarda ısı yalıtımıyla elde edilecek tasarrufun, binalardan kaynaklanan karbondioksit emisyonunu yarı yarıya azaltacağı tahmin edilmektedir. Bu da daha temiz bir çevre için Türkiye’nin katkısı olacaktır. 1980 yılında, atmosfere bırakılan karbondioksit miktarı 18 milyon ton iken, 2000 yılında bu miktar yüzde 305 oranında artış ile 55 milyon tona yükselmiştir. 
Yalıtım ile sağlanan enerji tasarrufu, bir yandan ev ekonomilerinde rahatlama yaratırken; enerji ihtiyacını yurt dışından karşılayan ülkelerden önemli miktarda döviz çıkışını da engelleyecektir. Bu durum, aynı zamanda, ülkelerin, başta da belirttiğimiz gibi stratejik bir ürün olan enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltacak ve ülkelere stratejik avantajlar getirecektir. Ekonomik yönüyle Türkiye’nin konutlardaki enerji bilançosu incelendiğinde oldukça verimsiz kullanılan enerjinin boyutlarının oldukça yüksek olduğu söylenebilir. 2000 yılında konutların ısıtılması için 20,4 Milyon TEP enerji tüketilmiştir. Konutların ısıtılması için 3,5 Milyar $ finansal kaynak kullanılmıştır. Günümüzde konutların ısıtılması için gerekli olan enerjinin maliyetinin 6 Milyar $’dan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Enerji ithalatı için ödenen döviz, Türkiye'nin ödemeler dengesi üzerinde baskı oluşturmaktadır. Isı yalıtımı ile yapılacak tasarruf bu baskıyı hafifletmek için, kısa dönemde yapılabilecek en iyi yol olarak görünmektedir. Yapılan hesaplamalar neticesinde tüm bina stoğunun mevcut standartlara göre yalıtılması durumunda enerji tasarrufunun parasal olarak yılda 3 Milyar $ civarında olacağını göstermektedir. Isı yalıtımına yapılan harcamalar 2 ile 5 yıl arasında kendini geri ödeyeceği de göz önüne alınırsa hem çevre hem de iktisadi yönden incelendiğinde mutlaka enerji ihtiyaçlarımızın kontrol altına alınması gerektiğini ve bunun için yapılarımızın mutlaka ısı yalıtımlı olması gerekir.